NE DARBE NE DİKTA; YAŞASIN BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE!
[ TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI BAŞKANI CEMAL GÖKÇE’NİN 31 MART 2019 TARİHİNDE YAPILACAK OLAN YEREL SEÇİMLERLE İLGİLİ AÇIKLAMASI ] TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası

ANA SAYFA   İLETİŞİM   WEBMAIL ERİŞİMİ   SİTE HARİTASI   ARAMA   BELGE KONTROL   ÜYE GİRİŞİ

İMO ANA SAYFA
Üye İşlemleri Referans Belgesi Tescilli İşyerleri Kongre Sempozyum Çalıştay Programı GENÇ-İMO Sıkça Sorulan Sorular

18 HAZİRAN 2019, SALI   

12

TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI BAŞKANI CEMAL GÖKÇE’NİN 31 MART 2019 TARİHİNDE YAPILACAK OLAN YEREL SEÇİMLERLE İLGİLİ AÇIKLAMASI

    Yayına Giriş Tarihi: 28.03.2019 00:00   Güncellenme Zamanı: 28.03.2019 17:14:30  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

Güncellenme Zamanı: 28.03.2019 17:02:07

Sayın Meslektaşım,

31 Mart Pazar Günü Yerel Yönetim Seçimleri yapılacak. Ülkemizde ciddi bir ekonomik kriz ve işsizlik var. Meslektaşlarımız da bu ortamdan kendilerine düşen payı önemli ölçüde alıyorlar. İşsizliğin ve ekonomik durgunluğun yaşandığı bir dönemde yerel yöneticilerimizi seçeceğiz.

Yerel yönetimler, insana yakın olması gereken ve insana dokunabilen kurumlardır. Yaşanabilir kentlerin oluşturulması için doğal ve kültürel alanların korunması gerekir. Bizim mesleğimiz de yaşatan ve koruyan bir meslektir. Diğer meslek disiplinleri ile birlikte canlı ve cansız varlıkların yaşam alanlarını etkileme sorumluluğu taşıyoruz. Yapmış olduğumuz çalışmalarla ortaya koyduğumuz ve koyacağımız görüşler, seçilecek olan yerel yöneticilerin işini oldukça kolaylaştıracaktır. Yeter ki almasını bilsinler. Biz, bildiklerimizi paylaşmaya hazırız.

24 Haziran 2018 tarihinde bir seçim yapıldı. Yürütme yetkileri tümüyle tek elde toplandı. Parlamenter demokratik sistem yetkilerini tek adam rejimine bıraktı. Başta İstanbul olmak üzere kentlerimiz bugüne kadar merkezi idarenin etkisi altında kalarak merkezden yönetildi. Yerel demokrasi rafa kaldırıldı. Bugün, ihanet edildiği açıklıkla ifade edilen kentlerimizin sadece siluet sorunu yok. Aynı zamanda ulaşım, yaşanabilir bir çevre, eğitim, sağlık, kültür ve deprem güvenliği gibi sorunları var.

Merkezi idarenin bugüne kadar büyük yetkilerle donatılmış olması nedeniyle kentlerimizin kıyıları, ormanları, meraları, su havzaları, deprem toplanma alanları büyük ölçüde yapılaştı. Ülkemizin birçok kentinde, planlama ve mühendislik hizmetlerinin gerektirdiği bilimsel ve teknik ölçüler dikkate alınmadı. Kentlerimiz doğal afetlerin kucağına atıldı. Kendi kendine çöken binalar, toprak kaymaları, yangın, sel ve su baskınları gibi olaylar olağan bir hale geldi.

Mühendislik ve mimarlık hizmetleri formalitenin bir eki olmaktan bile çıkarıldı. Çok önemli depremler yaşamış olmamıza rağmen, ortaya çıkan büyük ölçekli can ve mal kayıplarından gerekli olan dersler çıkarılmadı. TBMM Meclis Araştırma Komisyonu, 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen Gölcük Merkezli Depremden sonra bir araştırma yaptırdı. Bu araştırmaya göre, deprem bölgelerinde hasar gören binaların %80`inin imar aflarından yararlanmış oldukları anlaşıldı. Buna rağmen bugüne kadar çıkarılmış olan imar aflarını aratacak bir af çıkarıldı.

Sayın Meslektaşım,

2018 yılında "imar barışı" adı altında çıkarılan yeni bir af yasasıyla yapıların deprem güvenlikleri yapı sahiplerinin beyanlarına bırakıldı. Bilim, bilgi ve mühendislik hizmetleri dışlandı. Getirilen her imar affı, imar hareketlerinde disiplinin kaybolmasına neden oldu. Hak, hukuk, adalet ve alın teri yok sayıldı. İmara aykırı olarak yapılan yapılar yasal yollarla tasfiye edilmeyip, çıkarılan aflarla sistemin temel unsuru haline getirildi. Can ve mal güvenliğini dikkate almayan her uygulama; can ve mal güvenliğini sağlamaktan sorumlu olan bir mesleğin insanları olarak bizleri yaralıyor. Mesleğimizi yok sayan uygulamaları kabul etmiyoruz. Her deprem sonrası açığa çıkan psikolojik ezikliğe rağmen, kaçak yapılaşmadan ve bu yapıların affedilmesinden vaz geçilmemesinin yaratacağı tehlikelerin iyi anlaşılmasını istiyoruz.

Ülkemizde, kaçak ve mühendislik hizmeti almadan üretilen her yapı, değişimin ve gelişimin önünü tıkamıştır. Deprem nedeniyle ortaya çıkan can ve mal kayıpları bile mesleğimizin önemi bakımından bir dönüm noktası olamamıştır. Bilim, bilgi ve mühendislik dışı uygulamalar, mekânsal ve çevresel ölçekte nitelikli bir yapılaşmanın ortaya çıkmasını engellemiştir. Açıkçası sağlıksız büyüme kentlerimizi yeni risklerle karşı karşıya bırakmıştır.

Ayrıca kentlerimiz, deprem tehlikesi ve ulaşım sorunu başta olmak üzere eğitim, kültür, sağlık hizmetleri ve yeşil alanların eksikliğini sürekli olarak yaşamıştır, bugün de yaşıyor.

Kamu yararı önceliği dikkate alınmayarak içinden otoyolların geçtiği çocuk, engelli, hasta, yaşlı, ve yoksulların önemsenmediği bir yapılaşma düzeni ortaya çıkmıştır. Kentlerimizin olmazsa olmazı olan altyapı hizmetleri ile eğitim, sağlık ve çevresel alanlardan sağlanması gereken sosyal hizmetler özelleştirilmiştir.

Kentlerde yaşayan insanların çoğunluğu bu hizmetlerden eşit ölçüde yararlanamamıştır. Planlama, imar, kentsel altyapı ve ulaşım için yapılan hizmetler, açık ve şeffaf olmayan uygulamalarla kent yaşamını daha da sorunlu hale getirmiştir. Bilimsel kent planlamasının dışında yapılan projeler bir yandan kentlerimizi yaşanmaz bir hale getirirken, diğer yandan sağlanan kentsel rant, belli kesimlerin çıkarları için kullanılmıştır. Belli kişiler zenginleşirken ülkemiz fakirleşmiştir.

Sayın Meslektaşım,

"Kentsel dönüşüm" adı altında yapılan uygulamalarla kentler bütünlüklü bir planlamadan uzaklaşmış, parçacı bir yapılaşma süreci içine girmiştir. Bu süreç, sosyal kutuplaşma ve mekânsal ayrışmaya neden olmuş, kültürel bir yozlaşma ortaya çıkmıştır. Kentlerin nüfus yapısı bozulmuş, fiziksel eşikler aşılmıştır. Kentler yeni bir altyapı sorunu ile karşı karşıya kalmıştır.

Kentsel hizmetlerin ayrıcalıklı olmaması gerekir. Barınma, eğitim, sağlık ve ulaşım hizmetlerinin bir insan hakkı konusu olduğu ne yazık ki unutulmuştur. Kentlerimizde var olan sorunların aşılması için; mekân güvenliğinin yanında, sağlıklı, yaşanabilir ve güvenli bir çevrenin yaratılmasına ihtiyaç var. Bunun için Odamız ve meslektaşlarımız, kentsel hizmet üretim alanlarına etkili bir şekilde müdahil olmalıdır. Kentsel gelişmenin ve ilerlemenin özü, demokratik katılım ve etkili denetim hizmetlerinin yapılmasından geçmektedir.

İnşaat mühendislerinin yapı üretimi ve denetimi hizmetlerinin dışında tutulması kabul edilemez. Ayrıca, şeffaf ve hesap verebilir bir yerel yönetim anlayışının hâkim kılınması gerekiyor. Kent insanından kaçırılarak yapılan uygulamaların toplumsal yarar yerine kişisel ve grupsal çıkarlar sağlayacağı açıktır. Bu tür uygulamaların kamu yararı sağlaması düşünülemez.

Sayın Meslektaşım,

Biz kentlerimizi ve insanlarımızı çok seviyoruz. Herhangi bir çıkar beklemeden çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ahlak, mesleki yetki ve etik bir anlayış içinde hizmet üretmeye çabalıyoruz. Mesleğimizi en iyi şekilde yapmak istiyoruz. Bugünkü gidişin iyi bir gidiş olmadığını yaşayarak görüyoruz. Meslektaşlarımızın etkili ve yetkili bir şekilde hizmet üretmelerini istiyoruz.

Demokratik bir yerel yönetim sadece kentlerin imar, şehircilik ve sağlıklı yaşamasını ortaya koyan bir örgütlenme şekli değildir. Yönetim sürecine demokratik bir katılımın sağlanması gerekir. Ayrıca, gittikçe kaybolan toplumsal bir tartışma kültürü ve hoşgörünün, öncelikli olarak ülkemizi ve kentlerimizi yönetenlerin bilincine yerleşmesini önemsiyoruz. Merkezi idarenin baskısı altında kalan yerel yönetimlerin, "yerinde yönetim ve yerel demokrasi" bağlamında özerk bir yapıya kavuşmaları gerekmektedir.

Aristo`ya göre bir toplum bir kişi tarafından yönetilirse bu rejimin adı monarşi; toplum bazı kişiler tarafından yönetilirse o rejimin adı aristokrasi; toplum bütün kişiler tarafından yönetilirse bu rejimin adı da demokrasidir. Aristo`nun altını çizmiş olduğu konu; toplumun nasıl yönetilmiş olması değil, demokratik bir toplumda yönetim erkinin tüm toplumun katılımı ile sağlanmış olmasıdır. Yaklaşık olarak 2500 yıl önce yaşamış olan bir filozofun demokrasi ve demokratik katılım anlayışına vurgu yapıyor olmaktan üzüntü duyuyoruz.

Sonuç olarak;

31 Mart Pazar günü yapılacak olan Yerel Yönetim Seçimleri dünyayı sona erdirecek bir seçim değildir. Demokratik ve barış ortamı içerisinde kullanılacak her oy büyük bir öneme sahiptir. Öncelikli olarak kimin kazanmasından çok daha önemli olan bir konu var. O da, tüm yurttaşlarımızın ve meslektaşlarımızın sandık başına giderek oylarını kullanmaları ve kullanmış oldukları oylarına sahip çıkmalarıdır.

Pazar günü yapılacak olan seçim, kime oy vermekten daha çok, kime oy verilmemesi gerektiğini vicdanımıza bırakan ve sandığa giren OY`un aynı şekilde sandıktan çıkmasını sağlayan bir seçim olmalıdır.

Bu seçimin, ülkemize ve kentlerimize yarar getirmesini diliyoruz. (28 Mart 2019).

Saygılarımızla.

Cemal GÖKÇE

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı


Okunma Sayısı: 277

Tüm Haberler »

Sayfayı Yazdır